30 Mayıs 2008 Cuma

(Namaz Zamanı) O, butun insanliga ornek bir nesil yetistirdi

O, butun insanliga ornek bir nesil yetistirdi

 

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir gunes gibi insanlik semasinda dogmus, butun dunyaya isiklarini sacmis ve kiyamete kadar da sacmaya devam edecektir.

 

O, cok kisa denebilecek bir zaman dilimi icinde butun caglari aydinlatacak ve insanlarin problemlerine careler sunacak bir hayat yasamistir. Hazreti Muhammed (aleyhissalatu vesselâm)'in, butunuyle beserin hayatina lâzim gelen seylerle zuhuru oylesine harikuladedir ki, insanlik tarihinde esini gostermeye imkân yoktur. Beser tarihinde cesitli icraatcilar, islahatcilar vardir. Kâinatin Efendisi, reformcu degildir. O, Hazreti Adem'le baslayan Allah'in yegane dini Islam'in uzerine konan tozu topragi silmis, bundan on dort asir evvel onu kendine has safligiyla yeniden ortaya cikarmis ve besere takdim etmistir.

 

Hazreti Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) reformcular gibi hayatin sadece bir yonune ait meseleleri islah etme, deforme olmus seyleri reform yapma meselesiyle mesgul olmamistir. O, bir insanin yatip kalkmasindan uyumasina, hangi tarafi uzerine yatacagina, nasil yiyecegine, ibadetlerini nasil yapacagina, inandiklarina nasil inanmasi gerektigine, ahlaka.. hasili hayatin her yonune dair duzenlemeler getirmistir. Bu duzenlemeler neticesinde de butun insanliga ornek bir toplum yetistirmistir. Efendimiz'in mektebinde yetisen Sahabe-i Kiram, oyle bir hayat yasamislardir ki, onlarin hayatlarini okudugumuz zaman saskinliktan kendimizi alamiyoruz.

 

Eger siz onlari gorseydiniz...

 

Sahabenin yasadigi bas dondurucu hayati, Medine'de dunyaya gelen, basta Hz. Omer olmak uzere pek cok sahabinin duasini almis ve yetmisi Bedir gazisi olmak uzere yaklasik yuz yirmi kadar sahabiyle de bizzat gorusme imkani olmus bir sahabi asigi olan Hasan Basri Hazretleri (o. 110/642) soyle dile getiriyor: "Eger siz sahabeyi gorseydiniz, onlara "Deli!" derdiniz; onlar sizi gorselerdi, "Bunlar mumin degil" derlerdi."

 

Hasan Basri Hazretleri'nin Sahabeye karsi cok engin bir sevgi, saygi ve hurmeti vardir. Bir gun kendisine Omer bin Abdulaziz ile Vahsi'nin derece ve mertebeleri sorulunca, "Omer Bin Abdulaziz ancak Vahsi'nin atinin burnunda bir toz olabilir" demistir. Iste Hasan Basri Hazretleri'nin Sahabe dusuncesi buydu. Ayni zamanda o, Sahabenin yasamis oldugu hayata da derin bir ozlem duyuyor ve etrafinda bulunan insanlarin yasayislari ile Sahabenin yasayisini kiyaslayip uzuluyordu.

 

Hz. Ebu Bekir, izzet ve haysiyetini ayaklar altina aliyordu

 

Ashab-i Kiram Efendilerimizin hayatlarina bakildiginda "Eger siz sahabeyi gorseydiniz, onlara "deli!" derdiniz" sozunu dogrulayacak pek cok tablo gormek mumkundur. Mesela Hz. Ebû Bekir, Kureys'in hurmet ettigi, sevip saydigi bir insan olmasina ragmen, Allah Rasulu'ne iman etmesiyle musriklerin dusmani haline gelir. Kureys'in ileri gelenleri bir gun Hacer-i Esved'in yaninda oturup Efendimiz'in aleyhinde konusurken, Allah Rasulu oraya gelir. Onlar Efendimiz'i aralarina alip yakasindan cekerek satasirlar. Biri bu hadiseyi hemen Hz. Ebu Bekir'e haber verir. O, kosa kosa Kabe'ye gelerek, "Yaziklar olsun size! Siz Rabbim Allah'tir diyen birisini oldurmek mi istiyorsunuz. Halbuki O, size Rabbinden apacik delillerle gelmistir" der.

 

Musrikler Hz. Ebu Bekir'in bu cikisi uzerine Efendimiz'i birakip ona yonelir ve onu tartaklarlar.

 

Musriklerin bu tur eziyet ve iskencelerinin artmasi sonucu Hz. Ebu Bekir sicak yuvasini, kendisini cok seven babasini, evlatlarini ve hanimini birakip Habesistan'a hicret etmek icin Nebiler Sultani'ndan izin alir. Amaci Mekke'den ayrilip Kizildeniz yoluyla Habesistan'a ulasmaktir. Yolda Ibn Daginne'ye rastlar ve onun himayesine girerek Mekke'de kalir. Musrikler, Hz. Ebu Bekir, kaldigi evin onunde yaptirdigi bir cumbada Kur'an okuyup etraftaki insanlara tesir ediyor diye ona mani olmak isterler. Bunun uzerine Ibn Daginne, himayesinin devami icin Hz. Ebu Bekir'den Kur'an okumaktan vazgecmesini soyler. Hz. Ebu Bekir ise hayatini ortaya atarak, her seye ragmen Kur'an okumaktan vazgecmeyecegini soyler ve mucadelesine devam eder.

 

Hz. Ebu Bekir, herkesin sevdigi bir insandir. Mekke'de "Ebu Bekir gibi birisine eza ve cefa edilmez. O, Mekke'den uzaklastirilamaz." duygu ve dusuncesi hakimdir. Fakat o, her seye ragmen, izzetini ve haysiyetini ayaklar altina alip Efendimiz'e teslim olmustur.

 

Hz. Ali, olumu goze almisti

 

Hz Ali'ye gelince o, Efendimiz'in hicretinde tamamlayici bir rol ustlenmistir. Daru'n-Nedve'de bir araya gelen musrikler soyle bir karar almislardi: Her kabileden guclu ve cesaretli adamlar bir araya gelecek ve hep birlikte Allah Rasulu'nu oldureceklerdi. Onlar bu karar ile Abdumenaf ogullarinin butun kabilelere kan davasi guderek savas acma cesaretini gosteremeyeceklerini dusunuyor ve sorumlulugu dagitiyorlardi. Bu gelismeden haberdar olan Efendimiz, yatagina Hz. Ali'yi birakmis, musriklerle cevrili evden Yâsin sûresini okuyarak ve bir avuc topragi onlarin uzerine serperek cikip gitmistir.

 

Bu donemde Hz. Ali 23 yaslarindadir. Yani bir insanin dunya ve dunyevi lezzetlerle en cok senli benli oldugu bir devre. Ama onun dusunce ve inancina gore peygambersiz hayat bir hicti ve o, bu ugurda olumu goze alarak Allah Rasulu'nun yatagina seve seve yatmisti. Neden sonra iceriye giren musrikler ortuyu kaldirdiklarinda karsilarinda Hz. Ali'yi gorunce sasirmislar ve onu oylece birakarak Efendimiz'in pesine dusmuslerdir.

 

Muslumanligi dunyaya nasil tanitiriz?

 

Hz. Halid, iki imparatorlugu yerle bir etmisti ama kendisine ait hic mal-mulk edinmemisti. Bu, mal-mulk olmamali demek degildir.. gonlunu dunyaya kaptirmama, mala mulke, makama mansiba baglanmama.. baglanilmasi lazim gelene baglama demektir.

 

Onlar, Allah ve Rasulu'nu anlatmaktan baska hicbir sey dusunmuyorlardi. Istiyorlardi ki; herkes Allah'i (celle celâluhû) tanisin. Insanlar, Hz. Muhammed'le (sallallahu aleyhi ve sellem) tanissin. Gece gunduz "Bu kocaman dunyaya nasil Muslumanligi anlatiriz?" diyorlardi. Bir gun dunyanin buyuklugune bakiyor, anlatilanlari dinliyor ve "Demek ki, bu dunyaya Muslumanligi anlatmak bir insanin omrune sigmayacak kadar zormus." diyorlardi. Sadece su soze bile baksaniz, maksat ve gayelerinin ne oldugunu, ne ile dertlendiklerini gorursunuz.

 

Allah Rasûlu (sallallahu aleyhi ve sellem) "Benim adim gunesin dogup battigi her yere ulasacaktir." buyurmustu. Onlar, bunu bir vazife olarak anlamislar ve hep bu vazifeyi eda etme gayretiyle yasamislardi. Aziz milletimizin mazisi bu kutlu vazifeyi yapmanin izzetiyle doludur.

 

Hz. Mus'ab, Uhud sonrasi yuzunu sakliyordu

 

Ashab-i Kiram'da Peygamber sevgisi zirve noktadaydi. Bu manada Asr-i Saadet'te pek cok ornek yasanmisti. Biz simdi o orneklerden sadece birini sizinle paylasmak istiyoruz:

 

Hz. Mus'ab'in hayati hep dini teblig etmekle gecti. Bir donem geldi ki, dini tamamiyla ortadan kaldirmak isteyen insanlar bir ordu toplayip Muslumanlarin uzerlerine yurumuslerdi. Burada da Mus'ab'a dusen dinini korumakti. Iste Uhud'da sahabi bu mukellefiyeti yerine getirmek icin bir araya geldi. Aralarinda Mus'ab da vardi. O gun elinde kilic aksama kadar savasti. Oyle savasti ki, melekler dahi onu gipta ile seyrediyorlardi. Bir ara Mus'ab yedigi son kilic darbesiyle yuzustu yere dustu. Hemen bir melek onun suretine girdi ve Mus'ab'in kavgasini o devam ettirdi. Aksam uzeri Allah Rasulu ona hitaben "Mus'ab!" diye seslenince melek, "Ben Mus'ab degilim Ya Rasulallah!" dedi. Mesele anlasilmisti. Mus'ab coktan sehit dusmustu. Biraz sonra Allah Rasulu ve bir grup sahabi, Mus'ab'in naasinin yanindadir. Her iki kolu da omuzdan kopmustur. Mus'ab'in basini govdeye baglayan sadece deridir. Ve o sanki yuzunu bir yerden saklar gibidir.

 

Meselenin bundan sonrasini zayif bir rivayet bize soyle anlatir: Mus'ab'in yuzunu nicin sakladigini ancak Allah Rasulu anlayabilmisti. Gozyaslari icinde sahabiye bu durumu soyle anlatmisti: "Biliyor musunuz Mus'ab nicin yuzunu sakladi? Birinci sebep suydu: Kolu kanadi koptu. Artik Rasulullah'i koruyamayacakti. Ya bu esnada biri Allah Rasulu'ne saldirir da ben O'nun yardimina kosamazsam, diye dusundu ve yuzunu onun icin sakladi. Ikinci sebep ise, ben su anda Rabb'imin huzuruna gidiyorum. Halbuki su anda Rasulullah'i korumam lazim. Ya Allah Rasulu'ne bir sey yaparlarsa ben Rabb'imin huzuruna hangi yuzle varirim, diye dusunuyor ve yuzunu Rabb'inden saklamaya calisiyordu.."

 

Iste Rasul-u Ekrem bunu soylerken, hakikat karsisinda fedai ve alabildigine hasbi bir ruhun dusuncelerine tercuman oluyordu. O gun bu ruhu tasiyan sadece Mus'ab degildi. Butun sahabi ayni ruh ve suuru tasiyordu.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Namaz kılmayı öğrenmek için doğru yere geldiniz... Tüm namaz gönüllüleriyle www.namazzamani.net 'te buluşalım. Her zaman fikrinize ve desteğinize ihtiyacımız var... Bu sitedeki mailler: http://namazzamani-grubu.blogspot.com adresinde yayınlanır...

Bu mesajı Google Grupları "Namaz Zamanı" gruba üye olduğunuz için aldınız.

Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/namazzamani?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Hiç yorum yok: