11 Ekim 2008 Cumartesi

(Namaz Zamanı) HERKESİN SORUMLULUĞU ETKİN OLDUĞU KONUMA GÖREDİR





"Allah'a ‎döneceğiniz günden sakının. Sonra ‎herkese kazandığı eksiksizce ödenecek ve onlara haksızlık ‎yapılmayacaktır." (Bakara: 281)‎

‎"...Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar." (Ra'd: 21)‎

Her Müslüman'ın; mükellefiyet çağına girmesiyle ta vefat edinceye kadar her işinde, her ‎amelinde, her zaman ve her ‎şart altında, İslam dairesi içinde kalarak Allah'ın hudutlarını ‎koruma zorunluluğu vardır. Bu ölçüyü bütün fiiliyatıyla göstermeli, ‎sözleriyle göstermeli, ‎yazılarıyla göstermelidir. Hatta sükutu dahi bu çerçeveyi koruduğunun işaretlerini vermelidir.‎

Bu anlamda; ciddi bir şekilde Yüce Allah'a hesap vereceğinin bilincinde olan; sekeratın, ‎kabrin, mahşerin, mizanın, ‎sıratın, cennet ve cehennemin, kısacası ölüm ve ötesinin hesabını ‎yapan Müslüman yazar ve çizerlerin de; yazdıklarında, ‎söylediklerinde, yorum ve tespitlerinde ‎çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu konumda ve meslekte olan Müslümanların; ‎gerek ‎yazılarında ve gerekse de konuşmalarında çok ciddi bir hesap içine girmeleri zorunludur. ‎Yazarlar; bulundukları mevki ‎itibariyle birçok insanı etkileme, yönlendirme, belli bir bakış açısı ‎verme gücüne sahiptirler. Çünkü bir yazar, gerek ‎yazdıklarıyla ve gerekse de söyledikleriyle ‎binlerce insana ulaşabilmektedir. Bu nedenle yazıp söylediklerinden etkilenip ‎müspet bir bakış ‎açısına sahip olan okuyucu ve dinleyicilerinin yaptıkları her hayırlı amele ortak olacaklardır. ‎Ancak okuyucu ‎ve dinleyici kitlesini yanlış yönlendirenler olursa, bunun da karşılığını alacağı ‎ve ahirette hesabının sorulacağı muhakkaktır. O ‎halde Müslüman yazar ve çizerler; ‎yazdıklarından, konuştuklarından ve yorumlarından dolayı hesaba çekileceklerinin ‎‎muhasebesini yapmak zorundadırlar.‎

Müslüman bir yazar; ölüm ve ötesinin hesabını yapar, yazı ve yorumlarını buna göre ‎şekillendirir. Yani Müslüman ‎olmayan, İslam'a ve Müslümanlara düşmanlık yapan, sürekli bir ‎şekilde Allah'a isyan içinde olan biri gibi istediği zaman, ‎istediği gibi yazıp konuşamaz. ‎Yazarlık yönüyle aynı konumda olsalar bile, Allah'a hesap verme noktasında aynı konumda ‎‎değillerdir. Biri; Allah için yazma, İslam'a ve Müslümanlara faydalı olma, hakkın ve adaletin ‎tahakkuku ve üstün gelmesine ‎çalışma ve tüm bunların karşılığında Allah'ın rızasını kazanma ‎düşüncesi içinde iken; diğeri daha şimdiden, yani dünyada iken ‎Allah'ın lanetini ve gazabını ‎üzerine çekmiştir. Bu iki insan ne Müslüman toplum nezdinde, ne de Allah katında bir ‎‎olamayacakları gibi yazı ve yorumlarında da elbette bir olamazlar.‎

Dünyanın değişik yerlerinde, yaşadığımız coğrafyada ve kendi çevremizde çok değişik ‎düşüncelerde ve anlayışta olan; ‎meselelere bakış açılarında, çözüm önerilerinde, metot ve ‎hareket tarzlarında farklılık gösteren topluluklar, gruplar ve ‎cemaatler vardır. Her Müslüman, ‎her topluluk, grup veya cemaat İslam dairesi içinde kaldığı müddetçe, değişik araç ve ‎‎metotlarla İslam'a hizmet edebilir.‎

Bazı Müslüman fert, grup ve toplulukların İslam'a hizmet noktasında bakış açıları, ‎metotları ve kullandıkları araçlar ‎hoşumuza gitmeyebilir, bu nedenle tasvip etmeyip hoş ‎karşılamayabiliriz. İslam'a hizmet adına zaman zaman yanlış ‎yaptıklarını da müşahede ‎edebiliriz. Hatta yaptıkları (iyi niyetli) yanlış icraatlar sebebiyle günaha bile girdiklerini ‎görebiliriz. Hakeza İslam'a hizmette esas olan; yapılan hizmetin faydalı ve güzel bir netice ‎vermesini beklemekle beraber, İslam'a hizmet ‎eden başka Müslümanların çalışmalarının da ‎zarar görmemesinin hesabının yapılması gerekir. Ancak bazen buna dikkat ‎edilmediğinde, ‎yapılan hizmetler bir noktada tasvip edilmeyen bazı kesimlerin menfaatleriyle de örtüşebilir. ‎İşte böyle bir ‎durumda bile, Müslümanların birbirlerine bakışları, değerlendirmeleri ve tepki ‎göstermeleri hüsn-ü zanla ve İslam dairesi ‎içinde olmalıdır. İslam düşmanlarının pireyi deve ‎yaparak Müslümanlara saldırdıkları gibi, ateşe körükle gitmemeli, yapıcı ‎eleştirilerde ‎bulunmalı, doğruyu ve yanlışı kırmadan, üzmeden, incitmeden, dışlamadan gösterebilmeliyiz.‎

‎"Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minelerin kendi nefisleri adına hayırlı ‎bir zanda bulunup: "Bu, ‎açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?" (Nur: ‎‎12)‎

‎"Onu işittiğiniz zaman: 'Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen yücesin; ‎bu, büyük bir iftiradır' ‎demeniz gerekmez miydi?" (Nur: 16)‎

İslam düşmanlarının istifade etmemeleri şartıyla, Müslümanlar birbirlerini hikmetle, ‎şefkatle, Allah'ın rızasını dileyerek ‎doğru yola, faydalı icraatlara çekmek, hata ve yanlışları ‎gösterip bundan dönmelerini sağlamak için yazarlar, söylerler ve ‎yapıcı eleştirilerde ‎bulunabilirler. Ancak hiç kimsenin, kendi bakış açılarını baz alıp bazı hata ve yanlışlarından ‎dolayı, ‎Müslüman birilerine hakaret etme, töhmet altında bırakma ve itham etme hakkı yoktur. ‎Her kim yaptığı hakaretleri, ‎ithamları ve töhmet altında bırakmaları, bazı İslam düşmanlarına ‎yaranmak, itham ettiklerinden olmadıklarını göstermek ‎hesabıyla yapıyorsa, yazdıklarında ‎buna ilişkin mesaj ve kaygıları taşıyorsa; bilsinler ki, onları asla memnun etmeyecekleri ‎gibi, ‎ağır bir sorumluluğun altına da gireceklerdir. Hele de böylesi teşebbüsler aşağılık ‎komplekslerinden kaynaklanıyorsa, ‎bunun da basitliğin en alası olduğu bilinmelidir.‎

Biz Müslümanlar, Müslüman olmayan birilerinin bakıp değerlendirdiği gibi bakamayız. ‎Onların yazdıkları gibi yazamaz, ‎konuştukları gibi konuşamayız. Çünkü onların Allah ve ahiret ‎diye bir dertleri ve hesapları yoktur. "...onlar, kalplerin ve gözlerin ‎inkılâba uğrayacağı ‎‎(dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar."‎ (Nur: 37)‎

Elbette bir Müslüman, insan olması yönüyle hata yapabilir, yanlışa düşebilir, hatta günah ‎da işleyebilir. Bütün bunların ‎hesabını elbette Allah'a verecektir. Ancak aynı şekilde hatayı ‎bahane ederek, hata yapanı olmadık şekilde itham eden, ‎hakaret eden, töhmet altında bırakan ‎ve iftira atanlar da Allah'a hesap vereceklerdir. Çünkü iyi niyetle yapılan bir hata bu ‎kadar ‎büyük iftiralara ve hakaretlere mazeret olamaz.‎

Müslümanlar; zan üzerine, sadece gördükleriyle, yapılanların fayda ve zararlarının ‎kendilerine göre hesabını yaparak ‎diğer Müslümanlara hakaret edemez, onları itham altında ‎bırakamazlar. Hakeza kaynağı Müslüman kimseler olmayan ve ‎İslam'a ve Müslümanlara ‎düşmanlık içinde olanların haber ve karalamaya dayalı bilgilerini doğru kabul edip yazı ve ‎‎yorumlarını bunun üzerine bina edemezler. Müslümanlar; sonucu pişmanlık olan böylesi ‎durumlardan şiddetle ‎kaçınmalıdırlar.‎

‎"Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikap etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet ‎edenler ise, gerçekten bir iftira ve ‎açık bir günah yüklenmişlerdir." (Ahzab: 58)‎

Yazdıklarımız ve konuştuklarımızla başkalarına ulaşmasak bile, okuyucularımızla beraber, ‎yukarıdaki hususlarla ilgili ‎çok duyarlı olacağız inşallah. İçinde olmadığımız ve yakından ‎tanımadığımız, dünyanın herhangi bir yerinde adları ne olursa ‎olsun; gerek düşünce ve gerekse ‎eylem planında İslam'a hizmet adına yaptıkları her şeyin İslam'a ve Müslümanlara faydalı ‎‎olması temennisinde bulunacağız. Müslümanların yaptıkları ve yapacakları her şeyin İslam'a ve ‎Müslümanlara fayda ‎getirmesini dileyeceğiz. Allah rızasını arayan mü'minlerin İslam'a, ‎Müslümanlara, davaya, imanlarına ve ahiretlerine zarar ‎verecek hiçbir şey yapmamalarını, aynı ‎şekilde dünyanın her yerinde İslam'a hizmet eden Müslümanların yazılarıyla, sözleriyle ‎ve ‎fiilleriyle (bilmeden ve istemeden) zarar vermemelerini şanı Yüce Rabbimizden dileyeceğiz.‎

‎"Şu halde bil; gerçekten, Allah'tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem mü'min ‎erkekler ve mü'min kadınlar ‎için mağfiret dile. Allah, sizin dönüp-dolaşacağınız yeri bilir, ‎konaklama yerinizi de." (Muhammed: 19)‎

Her şeye rağmen içinde olmadığımız ve yakından tanımadığımız Müslümanların bazı ‎yaptıklarını, kendimize ve bakış ‎açımıza göre doğru bulmuyorsak, tartışma ve niza sebebi ‎olmayacak şekilde yapılanların hem İslami açıdan, hem de yer ve ‎zaman açısından uygun olup ‎olmadığı gibi hususların değerlendirmesini yaparız ki, benzer yanlışlıklara düşmemek için ‎‎gerekli ders ve ibretleri çıkarabilelim. Elbette bunu yaparken, töhmet altında bırakma ve itham ‎etme, hakaretlerde bulunma ‎gibi şeylerden de sakınacağız.‎

Zamanında; bazı safdil Müslümanların yanlış bilgilendirmesi, bununla beraber İslam'a ve ‎Müslümanlara düşmanlık ‎yapanların kendilerine göre hazırladıkları ve sundukları malzemelere ‎itibar ederek bizi tanımayan, bizimle konuşmayan, izahı ‎ve açıklanması yapılmadan bazı zahiri ‎şeylere bakarak bize çeşitli ithamlarda bulunan, töhmet altında bırakmak isteyen ve ‎birçok ‎hakaretin hedefi haline getirenlerden çok sıkıntı çekenler olarak aynı yanlışa düşmemeliyiz. O ‎halde biz; tasvip ‎etmediğimiz, faydasız hatta zararlı gördüğümüz bir işin, eylemin, olayın ‎gerçek mahiyetini, işi yapanların maksatlarını, ‎niyetlerini ve delillerini öğrenmeden söz ve ‎yazılarımızla kimseyi incitmeyeceğiz İnşallah.‎

‎"Allah'ım bize hakkı hak olarak gösterip ona tabi olmayı; batılı da, batıl olarak gösterip ‎ondan kaçınmayı nasip et!" ‎Amin!‎

İnzar (inzar Dergisi 48. Sayı)



From: yusuf_kan_92@hotmail.com
To: kiyamet_85@hotmail.com; aktasyazilim@cevherler.net; fisherman0606@hotmail.com; hareke03@hotmail.com; ittulum@hotmail.com; malibagir@hotmail.com; musa.sert@hotmail.com; namazzamani@googlegroups.com
Subject: (Namaz Zamanı) SELAM ALEYKÜM
Date: Mon, 6 Oct 2008 07:47:19 +0000

 
İLGİLENEN ARKADAŞALARA
 
http://www.haber7.com/haber/20080923/Genc-Akademi-11-Ekimde-basliyor.php


Tamamıyla yeni Windows Live Messenger ailesine katıl Buraya tıkla!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Namaz kılmayı öğrenmek için doğru yere geldiniz... Tüm namaz gönüllüleriyle www.namazzamani.net 'te buluşalım. Her zaman fikrinize ve desteğinize ihtiyacımız var... Bu sitedeki mailler: http://namazzamani-grubu.blogspot.com adresinde yayınlanır...

Bu mesajı Google Grupları "Namaz Zamanı" gruba üye olduğunuz için aldınız.

Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/namazzamani?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Hiç yorum yok: