Havuzun kenarında beyaz bir güvercin bekliyor… Fısıldıyor zihnime: "Kalbini aç ona, haydi durma… Kalbinde olan senin yüzünün ışığıdır ve bu dünyayı felaketlerden kurtaracak o nurun içinde yazılı olan saklı sözcüktür…"
Öteki gece, hayatın ışığına düşmandır… Şu an mutlu olduğumuz bu huzurlu gece değil, öteki! Hani sürekli bir karmaşa içinde yaşanan, ayaklarımızın altında toprağın artık görünmediği, üzerinde olması gerekenden daha fazla asfalt, beton, bina, insan ve aracın olduğu o sevgisiz şehir… Ve o şehrin üzerinde dolaşan elektrik yüklü manasız sözler…
Kalbin içi sessizdir… Kelimeler huzura uçarak gelirler… Kalbin berrak havuzunun çevresine konarlar… Kalbin cevherini kirletmelerine izin verilmez ters titreşimli kelimelerin… Güzel bir sohbet yapabilmek için kelimelerin önce iç seslerini susturmak, onları temizlemek, Hz. Âdem'e öğretildiği gibi o ilk hâllerine yeniden kavuşturmak gerekir…
Sonra o kelimelerle konuşulur seninle kalbinin içinden… O güzel havuzun çevresinde sohbet edersiniz… Gökyüzünde yıldızlarla birlikte uçuşur O'nun kelimeleri… Ve birden o musiki başlar…
Bütün kâinatta Kur-an'ın eşsiz sesi duyulur… O ses O'nundur… Çağlayan bir ırmak gibi akar gecenin karanlığında…
Ağlayarak secdeye kapanırsın… Bahçe seccaden olmuş, öteki gece artık kaybolmuştur… Birlenmiştir herşey… O ana kadar taş havuzun kenarından hiç ayrılmayan beyaz güvercin hayatın sırrını açıklar sana…
Kalbinin sahibi seni huzura beklemektedir…
Gözyaşlarını tutamazsın… Seneler hızla akar gider zihninde ve gözyaşın kadar bir senede huzura alınırsın… Dünyada akıttığın gözyaşlarının değeri o zaman anlaşılır… Bu hakiki yaşların içinde huzurda, bir çocuk gibi yeniden hayy olursun…
Hayy için atar kalbin… Gözyaşlarının hepsi O'na döner… Ama sen hâlâ dünyada, cennette o ilk günahı işlediğin andan itibaren kalbinden bu topraklara damlayan gözyaşının içinde bir mahkûm gibi beklersin… Ne zaman ki Allah seni affeder, işte o zaman yeniden başlar senin için hayat…
Ve sen daha bu dünyadan ayrılmadan O'na döndürülürsün…
Ölmeden önce ölür, Hayy olursun…
| Allah Beni Seviyor mu? | |
| Allahın bizleri sevdiği ispatlanmış bir hadisedir. Asıl bizim bu dünyaya gönderilmemizin gayesi Allahı sevip sevmediğimizi ispat etmek içindir. Zira yokluk aleminin karanlıklarından varlık aleminin en nurani tepelerine çıkarıp, bizi Müslüman yapıp ve yine kimseye açmadığı esmasının tecellilerini 6.5 milyar içinde bize açarak bizi sevdiğini ispatlamış olmuyor mu?
Biz bu dünyada peşinen aldığımız bu nimetler karşısında Allahı sevme ve Ona itaat etme sınavına tabi tutulmuşuz. Allahın sevilmeye layık olduğuna zaten bizler iman edeceğiz.Bu bizi ilgilendiren bir durum. Bazı şeylerin bize perdeli gelmesi sınavda olmamız nedeniyledir. Allahın elmayı bizzat elimize vermesi belki gönlümüze daha hoş gelebilirdi. Kendimizi, daha çok sevilen olarak hissettirebilirdi. Ama ağaçtan vermesi de bundan farksız değil mi? Zira ağacı, elmayı yapmada iktidarsız bırakması zaten buna delildir. O halde bir tür okuyamama problemiyle karşı karşıyayız. Sizi çok iyi anlıyorum. Gerçekten iyi okunmadığında, altından kalkılması zor bir durum. Ama herhalde zihnimizde bir tür toptancı bir anlayış var. İnsanların içinde kaynadığımızı zannediyoruz. Sanki bize özel bir şey yokmuş gibi... Yine birisinin bizi sevme derecesi "bize özel" ikramlarıyla doğru orantılı görüyoruz. Ama emin olun etrafınız yalnızca size özel ikramlarla dolu...
Örneğin; sizin bu soruyu sormanız için gerekli olan hayatın hikayesinin 14 milyar ışık yılı önce başladığını biliyor musunuz? Yani evren o müthiş patlama ile yaratılmaya başladığı anda 10 üzeri 45 santigrat derece sıcaklıktan yaklaşık 5 milyar yıl öncesine kadar genişleyerek -233 derece sıcaklığa düşmesinin sizin hayatınızla münasebetini biliyor musunuz? Bütün uzayın o sıcaklıkta bırakılması dünya gibi bir gezegenin yaratılması için en önemli ve ilk şart olduğunu bugün bütün fizik dünyası açıklıyor. Yani sizin bu soruyu sormanız için evren bu sıcaklığa gelmek zorunda... Dünyamızın yaratılması emin olun bize özel. Çünkü bizim bu dünyada insan olarak hayatınızı sürdürmemiz biyologlara göre 250 milyonda bir ihtimaldir... Hadi doğduk... Bize aklın verilmesi ve yine Müslüman olmamız aklı çatlatacak ihtimal oranlarıyla önümüze gelmiş. Ve verilen bu hayatın devam etmesi bütün kainatın tıkır tıkır işlemesi gibi sayıların aciz kaldığı bir ihtimal oranı ile bize her an ikram ediliyor Ve hayatımız devam ederken güneşin göz bebeğimize vuran ışık öpücüğü... Bunun bize özel olduğunu anlamak istiyorsanız körlere bakın, felçlilere bakın, geceden gündüze çıkamayan yani o gün güneşi görmeden ölenlere bakın. Emin olun bu size özel... Bütün bunların dışında yalnızca size özel iltifatlarda var. Parmak iziniz, kan grubunuz, ses tonunuz, göz bebeğiniz ve her şeyden öte kimseninkine benzemeyen kaderinizle...
|
| "Gece bir takım melekler, gündüz bir takım melekler size gelirler..." | |
|
Allah her şeyimizi görüp bildiği haldemelekler neden amellerimizi yazmaktalar? |
" birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz mazide, birimiz müstakbelde, birimiz dünyada, birimiz ahirette olsak biz birbirimizle beraberiz"
Aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşmak için bir ayda 500'e kadar fotoğraf gönderin! Şimdi ücretsiz Windows Live Alanınıza gidin Buraya tıkla!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Namaz kılmayı öğrenmek için doğru yere geldiniz... Tüm namaz gönüllüleriyle www.namazzamani.net 'te buluşalım. Her zaman fikrinize ve desteğinize ihtiyacımız var... Bu sitedeki mailler: http://namazzamani-grubu.blogspot.com adresinde yayınlanır...
Bu mesajı Google Grupları "Namaz Zamanı" gruba üye olduğunuz için aldınız.
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/namazzamani?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Örneğin yaşamanız. 


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder