27 Nisan 2008 Pazar

(Namaz Zamanı) hayatımızı doğrular üzerine kurmalıyız

Hayatimizi dogrular uzerine kurmaliyiz

 

Sidk, peygamberlerin en onde gelen vasfi, her devirde îmâna ve Kur'ân'a hizmet mesleginin en guclu dinamigi oldugu gibi, oteki âlem itibariyla da her mu'min icin en saglam bir itimad ve en gecerli bir itibar senedidir.

 

Dogru dusunce, dogru soz, dogru davranis ma'nâlarini ihtiva eden sidk; Hakk yolcusunun her cesit yalana karsi kapanip, hayatini dogruluga gore planlamasi, sadâkatin emin bir temsilcisi olmasi; diger bir tabirle, duygu, dusunce, soz ve davranislarinda dogrulugu tabiatinin bir parcasi haline getirip, sahsî hayatindan insanlarla olan muamelesine, hakki i'lan adina sehâdetinden mizahlarina kadar; hattâ "Her zaman dogrularla beraber olun!" (Tevbe, 9/119) fehvâsinca, dost ve arkadas cevresi itibariyla hep dogruluk aramasidir ki; hadisin ifadesiyle boyleleri yuce divanda "siddîk", aksine tasavvur ve dusuncelerinden davranis ve muamelelerine kadar yalanlarla icli disli yasayan ve hayatini hilâf-i vâkiler cizgisinde surdurenler de o ulu divanda "kezzâb" olarak kaydedilir.

 

Sidk, Hakk'a ulastiran yollarin en saglami, sâdiklar da bu vuslatin talihli namzetleridir. Sidk, amelin rûhu ve ozu, dusunce istikametinin de en yaniltmaz mihengidir. Sidkla mu'min munafiktan, ehl-i cennet de ashâb-i nârdan ayrilir. Sidk, peygamber olmayanlarda bir peygamberlik sifatidir ve bu sifat sayesinde halâyik ve kapi kullari, sultanlarla ayni nimetleri paylasirlar. Allah bu dîn-i mubînin baslangicinda, hem onun tebligcisini hem de bu Ilâhî mesaja ilk defa "evet" deyip kosani sidkiyla tavsif ederek "Sidk mesajiyla gelen ve O'nu gonulden tasdik eden..."(Zumer, 39/33) diyerek tebcil buyurmustur.

 

Sidk; ferdin, amel ve davranis butunlugunu koruyup, tehlike aninda ve yalanla kurtulmasi soz konusu oldugu yerlerde bile, gizli-acik ic ve dis ayriligina dusmemesi, dusunce ve davranis mutâbakatini yakalayabilmek icin halden hale girmesi ve kivrim kivrim kivranmasidir ki; Cuneyd Hazretleri: "Sâdik kimse gunde kirk defa halden hale doner durur; murâî ise, kirk sene izdirapsiz oldugu yerde kalir."

 

Sidkin en asagi mertebesi, sahsin ic-dis, gizli-acik her halinin ayni cizgide cereyan etmesidir. Bundan sonra duygu, dusunce, tasavvur ve niyetlerde sâdik olma derecesi gelir. Bu itibarla sâdiklar, soz ve davranislarinda dogruluktan ayrilmayan kahramanlar; siddîklar da, hayal, tasavvur, duygu, dusunce hattâ mimiklerine kadar her hal ve tavirlari dogruluga kilitlenmis Hakk eri babayigitlerdir. Sidk, Enbiyâ-i Izâm'in en onde gelen vasfi, her devirde îmâna ve Kur'ân'a hizmet mesleginin en guclu dinamigi oldugu gibi, oteki âlem itibariyla da her mu'min icin en saglam itimad ve en gecerli bir itibar senedidir.

 

Kur'an bize dogrulugu ogretiyor

 

Kur'ân, degisik âyetleriyle, gercek mu'min olmayi, insanin soz ve davranislarindan ic âlemine kadar her hal ve tavrini sadakate gore dizayn etmesine baglamistir:

 

1- "De ki: Rabb'im! Girecegim yere dogrulukla girmeye, cikacagim yerden dogrulukla cikmaya beni muvaffak eyle!.."(Isra, 17/80)

 

2- "Bana sonrakiler icinde bir lisân-i sidk lûtfeyle!" (Suara, 26/84)

 

3- "Iman edenleri, Rableri nezdinde kadem-i sidk (ve husn-u istikbâl)le mujdele!"(Yunus 10/2)

 

4- "Suphesiz muttakîler, Cennet bahcelerinde ve irmaklar basinda, O gucu herseye yeten Sultanlar Sultani'nin nezdinde sidk oturagi (ve otaginda)dirlar." (Kamer, 54/54-55)

 

Dogrulukla hareket eden takilip yollarda kalmaz

 

Hazret-i Adem'in (aleyhisselâm) alninda tevbe nûrunu parlatan dogruluktur..

 

Dunyanin tûfana gomuldugu bir donemde, tufan peygamberine sefîne-i necât olan sidktir.

 

Alev alev atesler icinde Hazret-i Halil'i berd u selâma ulastiran sidktir..

 

Evet o, âdiyât icinde emekleyip duran kimseleri hârikulâdeliklere yukselten bir peyk ve varligin perde arkasi kapilarini acan sirli bir anahtardir.

 

O peykle seyahat eden takilip yollarda kalmaz, o anahtari kullananin da yuzune kapilar kapanmaz. Bu engin mulâhaza, âsiklar sultani Mevlânâ Hazretleri tarafindan ne hos terennum edilir..

 

"Âsigin sidki cansizlara da tesir eder; insanin kalbine muessir olmasi neden tuhaf sayilsin? Hazret-i Musa'nin sidki; daga, asâya, hattâ o muhtesem deryâya bile tesir etmisti. (Hz. Musa'nin, Tur dagindaki tecelli esnasinda asâsinin yilan oldugu, (Tâ-Hâ/17-20) Benî Isrâil'i Nil'den gecirirken onu deryâya calinca, on iki yolun acildigina isaret ediyor ki, (Suara/63) bunlarin hepsi Kur'ân âyetleriyle sabittir.) Hazret-i Ahmed'in sidki ise Ay'in cemâline, hattâ o parlak Gunes'e tesir etmisti."


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Namaz kılmayı öğrenmek için doğru yere geldiniz... Tüm namaz gönüllüleriyle www.namazzamani.net 'te buluşalım. Her zaman fikrinize ve desteğinize ihtiyacımız var... Bu sitedeki mailler: http://namazzamani-grubu.blogspot.com adresinde yayınlanır...

Bu mesajı Google Grupları "Namaz Zamanı" gruba üye olduğunuz için aldınız.

Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/namazzamani?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Hiç yorum yok: